21 Eylül 2019 Cumartesi

Adrenalin Savaş ya da Kaç İçin Gerekli Değil

adrenalin savaş ya da kaç için gerekli değil

Bir yırtıcı hayvan ani bir tehlike ile karşı karşıya kaldığında, kalp atış hızı artar, nefes alma daha hızlı hale gelir ve glikoz şeklindeki yakıt vücudun her yerine savaşmak veya kaçmak için tetiklenir.

"Savaş ya da kaç" cevabını oluşturan bu fizyolojik değişikliklerin, kısmen adrenalin hormonu tarafından tetiklendiği düşünülmektedir.

Ancak, Columbia araştırmacılarından yapılan yeni bir çalışma, kemikli omurgalıların, iskelet olmadan tehlikeye bu tepkisi veremediğini öne sürüyor. Farelerde ve insanlarda bulunan ve beyin hemen hemen tehlikenin farkına vardıktan hemen sonra bulunan, iskelete kan dolaşımını, savaş veya kaç tepkisini açmak için gerekli olan kemik türevi hormon osteokalsin ile doldurmasını söyler.

Columbia Üniversitesi Vagelos Doktorlar ve Cerrahlar Koleji Genetik ve Gelişim Bölüm Başkanı Gérard Karsenty, "Kemikli omurgalılarda, akut stres yanıtı osteokalsin olmadan mümkün değildir" dedi.

“Akut stres yanıtlarının nasıl gerçekleştiği hakkındaki düşüncelerimizi tamamen değiştiriyor.” diye de ekledi.

Neden Kemik?

Karsenty, "Kemiklerin yalnızca kireçlenmiş tüplerin bir düzeneği olarak görülmesi, biyomedikal kültürümüzün derinliklerine gömülmüş durumda" dedi. Ancak on yıl kadar önce, laboratuvarında hipotezini kurdu ve iskeletin diğer organlar üzerinde gizli etkileri olduğunu gösterdi.

Araştırma, iskeletin pankreas, beyin, kaslar ve diğer organların biyolojisinin fonksiyonlarını etkilemek için kan dolaşımından geçen osteokalsini serbest bıraktığını ortaya koydu.

O zamandan bu yana yapılan bir dizi çalışma, osteokalsinin, hücrelerin glikoz alma yeteneğini artırarak, hafızayı geliştirdiğini ve hayvanların daha dayanıklı bir şekilde daha hızlı çalışmasına yardımcı olarak metabolizmayı düzenlemeye yardımcı olduğunu göstermiştir.

Neden kemik tüm bu organlar üzerinde diğer organlar üzerinde görünüşte alakasız etkilere sahiptir?

Karsenty, "Kemiği organizmayı tehlikeden korumak için geliştirilen bir şey olarak düşünürseniz; kafatası beyni travmaya karşı korur, iskelet omurgalıların avcılardan kaçmasına izin verir ve kulaktaki kemikler bile bizi tehlikeye yaklaşmaya teşvik eder." dedi. Kemik, tehlikeden kaçmak için bir araç olarak geliştiyse, Karsenty, iskeletin, tehlikenin varlığında aktif hale gelen akut stres tepkisine de dahil olması gerektiğini belirtti.

Tehlikeye Tepki Vermek İçin Gerekli Osteokalsin

Osteokalsin akut stres yanıtını sağlamaya yardımcı olursa, tehlike tespit edildikten sonraki ilk birkaç dakika içinde hızlı çalışması gerekir.

Yeni çalışmada araştırmacılar, farelerin kan dolaşımındaki değişiklikleri aradılar. 2-3 dakika içinde osteokalsin seviyelerinin yükseldiğini gördüler.

İnsanlarda olduğu gibi, araştırmacılar da osteokalsinin, halkın konuşma veya çapraz sorgulama stresine maruz kaldıklarında insanlarda da artış gösterdiğini buldular.

Osteokalsin seviyeleri arttığında, farelerde kalp atım hızı, vücut ısısı ve kan şekeri seviyeleri de savaş ya da kaç tepkisi başladıkça yükseldi.

Buna karşılık, genetik olarak tasarlanan fareler, osteokalsin ya da reseptörünü yapamadılar ve strese karşı tamamen ilgisizlerdi.

Son bir test olarak, araştırmacılar stressiz farelerde sadece büyük miktarlarda osteokalsin enjekte edilerek akut stres tepkisi getirebildiler.

Adrenalin Savaş ya da Kaç İçin Gerekli Değil

Bulgular ayrıca adrenal bezleri olmayan ve adrenal yetersiz hastaları (adrenalin veya başka adrenal hormonlar üretmek için bir yolu olmayan) neden akut stres tepkisi geliştirebildiğini açıklayabilir.

Fareler arasında, bu yetenek, fareler büyük miktarda osteokalsin üretemediğinde kayboldu.

Karsenty, "Bu bize dolaşımdaki osteokalsin seviyelerinin akut stres yanıtını yönlendirmek için yeterli olduğunu gösteriyor." dedi.

Fizyoloji Biyolojinin Yeni Cephesi

Fizyoloji eski moda biyoloji gibi gelebilir, ancak son 15 yılda geliştirilen yeni genetik teknikler onu bilimde yeni bir sınır olarak belirledi.

Bir hayvanın içindeki belirli hücrelerde ve belirli zamanlarda tekli genleri inaktive etme yeteneği, birçok yeni organ içi ilişkilerin tanımlanmasına yol açmıştır. İskelet sadece bir örnektir; kalp ve kaslar da diğer organları etkiliyor.

Karsenty, “Keşfedilecek daha birçok organ arası sinyal olduğuna dair hiçbir şüphem yok.” dedi. “Ve bu etkileşimler 20. yüzyılın başlarında keşfedilenler kadar önemli olabilir.” diye de ekledi.

Kaynak